10 Mart 2014 Pazartesi

mektup

Bu bitmemiş bir mektuptur.
Biliyorum okuyorsun. Okuyan gözlerine özlem çalmak için diziyorum sözlerimi. Bizden geriye kalanları savurmak için çöle, bizden geriye ne kaldıysa...
Adını yazıyorum, ilk aşıklar öyle yaparmış. Şaraba tadını verdim, hiç bilmedim ki. Bu gece, varlığım açık oynuyorum. Sana perçinlediğim ben, benden koptukça senden de gidecek. Kaybolmaksa ardı ardına üfürdüğüm küllerim, bağışla, soluğumu kaybettim. Tükür sessizliğime, taşıyamıyorum. Adın, orucum.
Parmağıma taktığım bir yüzüktür sensizlik ve artık gusulumde dahi terk edemiyorum. Eksiğim, yoksulum, hissizim, kayboldum, gözlerime yüklediğim bir kağnının çektiği acıları sunuyorum, elimden bundan ötesi gelmiyor. Bağışla, yalnızlığına susuyorum.
Hayat kararlar düzleminde seksek oynayan bir çocuğun taşına denk gelen sayıyı sevmesine ve tek ayağı noksan secde etmesine göz yumuyor. Hayatı elimle çizebilmeme güveniyorum hala. Çocuğum, ikimiz de biliyoruz ve çocukluğum seni de küçültüyor. Bağışla, çok yanlışlı bir odanın ardı ardına açılan kapılarını örtmeye çalışıyorum hala ama bir kerenin alışmışlığı geçit vermiyor açık tuttuğum kapılara. Ben hala açık kapılarla uyuyorum soluğunu duyayım için ama çöl bu, rüzgarı bol, gecesi soğuk, güneşi kavuruyor gündüzlerimi ve ben suyu tanımlanamamış bir okyanusun zenginliğinde nefes almaya çabalıyorum. Ciğerlerim nefes arıyor. Direniyorum. Direnemiyorum...
İsa'yı öldüren çarmıh değil çiviydi, bilemedik.Çivi değil karşısına geçip karşı çıkmadan ölümü izleyen insanlardı, bilemedik. İnsanlar değil şir'di, şir değil yoksulluktu, yoksulluk değil yoksunluktu bilemedik. Çarmıhımda ölümümü bekliyorum gelmiyor. Ölemiyorum. Gidemiyorum. Susamıyorum. Vur beni.
Yaşıyorsun, yaşıyorum, yaşam kandırmaca. Yaşam bir avuç ölü toprağına sarınıp yoksunluğu beklemek. Gelmiyor. Ölemiyorum. Tekrarları sevmiyorum, tekrarları seviyorsun. Tekrar tekrar dönüyorum yoksunluğuma, bağışla beni, sözünsüz yapamıyorum. Sözünle de yapamıyorum. Geçmişime dön ve bırak beni. Geçmişine dön ve terk et hayatı, güneşli günler göreceğimize inanıp terk edilmemiş bir yazda buluşalım. Bul yolunu, neden bulmuyorsun!?
Midem bulanıyor çünkü insanım. Kaşlarım uzuyor, bıyıklarım onlar kadar gür değil neyse ki, insanım ve insana dair her şey kabul edilebilir. Neden mi özlüyorum, kara gün ışığım, işte bu yüzden. Dostluğunu özlüyorum, bir ömür garantisi. Rahatsız et beni, cevherimi çoğalt, anlam ver, yaşat, içine çek beni.
Öyle imkansızsın ki..
Öyle yalnızım ki. Öyle anlamsız ki hayatım hayatın hayatî gerçekliği içinde. Öylesine yakınım ki ucu bucağı görünmeyen yarlardan gözümü kırpmadan atlamaya, gerçekliğe tutuşturulmaya ihtiyacım var benim. Yanında yaşlanmaya ihtiyacım var, ama ona daha çok var... Sensiz burda seninle kurduğum hayatta, Taksim'de bir çift siyah ayakkabı için tartışan üç çocuk var, Galata'nın her evinde üflemeli bir çalgı var, viski bardaklarında susuzluk var, ölüm var, kitaplarda altı çizili cümleler var, elim ulaşmaya gidiyor, gözlerim düşüyor, yüreğim büzgün, yokluğun göçüyor içimden bir garip barut izi bırakarak ellerimde ve tek tek avlıyorum kuşlarını. Bağışla beni, yağmur sesimsin sen benim. Yüreklenemediğim anlamları gömüyorsun. Depremlerim kuşkucu, ve temsili aşkların savunmasını sende buluyorum. Bırak beni gideyim gözüm.
Bir çöl yangınısın ki söndürmekle erişilmez sonuna.
Bencilim sözlerim bitmiyor, zaten bitmeyecekti kalbi sızlatan acı. Yabani gül fidanı, ağabey, sarhoşluğum. Bendir vurduğunda aklımı alelade bir sis sarıyor.
Sesini konuşturuyorum bazı. Söylemiş gibi söylenmemişleri ve söylemezmiş gibi söylenemeyecekleri. Başımı nereye koysam orda oluyorsun. Nerede terlemişse emeğim orada. Ayrışıyorsak karşımda ve bekleşiyorsak yanımda. Nerde imkanlıysan ve nerde imkansızsan aslında. Bensiz ezgiler bulduğun ve şiirler yazdığın evrende, adını dinim belliyorum. Bağışla günlüğümden bir parçadır bu sayfalı boşlukta. Adresine ulaşmadan geri dönen ve aklımı örümcekleyen..Kolay değilse sevdalanmak, dönüşü olmayan mektuplar yüzünden.
Sakın, yalvarırım yazma bana. Kendimi ulaştırmak uğrunda bir garip ayak izi kalsın sözcüklerim ve kimse görmesin koynumdaki yarayı senden başka. Nefesine susuyorum. Paylaşıp varlığını ecnebi sığınaklara, yokluğunu da öldürüyorum.
Ne olur, yastığımsın, beni bahar hatırla...

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder