Sallandırdılar, sandalyeymiş,
olur dedim.
Ballandırdılar, kahvaltıymış,
sever dedim.
Yellendirdiler, mangalmış,
yanar dedim.
Buncacık.
Gerekirse,
Bir güneş daha alır üzerime
Bir karlı dağ daha yüklenirim,
Bir zırh daha ciltlenir
Bir kurşunu daha göğüslerim,
Ciğerlerim bir tabur daha solur
Bir orman daha dökülürüm,
Bir çarşı daha kuşanırım yaz akşamları
Bir mezar daha ölürüm,
Bir galaksi daha dolar gözlerime
Bir okyanus daha boşalırım,
Ayakkabımın tekini satar
Bıldırcın uçuşu atarım adımlarımı,
müttefiksen.
Tevekkeli,
gerekmiyor.
Mağaramda ışıklanıp
Bir buz devri daha soğuyacağım.
Safderun,
Taştan başını uzatan bir papatya kadar asiyim ancak
Taze sıkılmış portakalın vitamini kadar cevval
Nasılsa anlamayacak kadar cebbar
Nasılsa kabul edecek kadar uysal
Bıçak sırtı
Kanatlarımı severdin oysa
Cennet kadar uzak
Sarfınazardan.
Mutabıksanız,
Bana müsaade.
Hatıratım çerçevelenip duvara asılacak kadar zengindir zahir,
Teşekkürü borç bilirim
Hem tren camlarından manzara geri akar
Koca koca dağlar geri akar sırtımı yasladığım
Bir bakarım, dik durmayı öğrenmişim
Tren gider benim yerime
Ben başım dik, resimlere bakarım
Elbet varacağım
Ve zinhar
Alfabeden son çıkış
Sözlerimi tüketmeyecek.