20 Ocak 2016 Çarşamba

10 Aralık 2015 Perşembe

Bos sayfa,
potansiyeliyle mi olculur
zamanlamasiyla mi?

Dilimde muson yagmurlari.

3 Aralık 2015 Perşembe

Gemici dugumu
talebim apacik:
incelikli bir cambaz ruyasinda
dustukce duserek rahatlar

Basladiginda ana renkleri karistirmaya
denemekten vaz gecilir mi?
Tuval sonsuzdur,
fircaysa kildan.

6 Eylül 2015 Pazar

Plath 8

Selam Bruce, adini degistirmek istiyorum aslinda. Cok ecnebi kokuyorsun. Ortak gercekligimizde a priori bir mesafe varmis gibi. Bir yandan da ad koyma hususunda hic de iyi olmadigimi biliyorsun. Guclu taraf benim, ikimiz de farkindayiz ama bunun altini cizmeye gerek yok, degil mi? Bi de dusunecek olursak var olusuna dair one surebilecegin tek kanit bu. Seni oldurmek istemiyorum. O kadar da acimasiz degilim. Bazen.

Brucecugum. Aruoba'yi hatirliyorsundur. Atesin yanamadigi yere geldim sanirim. Simdi yenisini yakmak istiyorum. Aslina bakarsan tum sehri atese vermek istiyorum. Kutuphaneden baslayabilirim bunun icin. Yuksek bir tepe bulup kendimize Alice'in ve Kumiko'nun eski kocasinin teror ve is icinde canlarini kurtarmak icin kosusturmalarini izleyebiliriz. Sence ugruna geri donecekleri dostlari var midir? Cumbusu dusunebiliyor musun? Para odememiz bile gerekmez bu essiz gosteri icin. Politik tartismalari bir tarafa birakirsak yeni bir din bile yaratabiliriz. Zerdust'un kavrulusunu seyrederken trajik kahkahalarla kelime oyunlari yapabiliriz. Belki Kerouac kendini kurtarir ama onun da kendi gotu disinda onemsedigi bir sey olmadigi icin intikam misillemelerinden korkmamiza gerek yok. Ne dersin bebegim, kibritlerimi aliyorum?

Bruce, ismin Bruce olmasaydi hayat bu kadar kolay olmayabilirdi. Seni bunca kucuk goremeseydim kimbilir ne kalabalik insanlik durumlari yasardim. Bir ormana kacabilirdim mesela. Ya da kactigim iddia edilebilirdi turlu cesit dostlar tarafindan. Boynuzlarim cikabilirdi mesela ben farkinda olmadan. Asil olay Bruce iste burda yatiyor. Varliginin farkindayim ve seni noodle cubuklari gibi kullanip karnim doyunca da atiyorum. Midemin bir sonraki kalabalik kulturel taleplerine boyun egip avec des baguettes s'il vous plait dedigimde de sanki hic yok olmamis gibi geri geliyorsun. Farkini anlamiyorum, oznelligin fonksiyonunda gizli ama en azindan ben seni dusunuyorum. Kendi hiyerarsi degerlerini kendine sakla bebegim, ben seni bu halinle seviyorum.

Bu gece yatagimiza bile gitmek istemiyorum. Git simdilik bir baskasini bul, yalniz uyuyacagim. Yine gelirim Bruce, sen yeter ki ismini kaybetme.

Cunku, ates yakan, atesini yakmayabilmelidir -de. (O.A. 31)


3 Eylül 2015 Perşembe

Gezindigi yerlere kokusunu iseyen kopekler gibiyim. Gectigim her yeri kendime katarak ve kentim yaparak. Zorlu misyon, kabul ediyorum. Her sey kafamin icinde. Isemek ne kadar da rahatlatici oysa, biyolojik varligimda huzur buluyorum. Evrenini yaratana tanri deniyor. Hayatina sicana budala. Insanini takip edene de kopek deniyor. Tahir efendi yanlis anlamis durumu. Diyelim... 

Ben gunun birinde kendimi yollarda buldum. Siriksiklam da asik oldum. Manevi bir sevdanin evrenle butunlestigi noktaya opucuk kondurup cerceve icinde sakliyorum simdi. Tum bilginlerin katildigi bir yagmur duasinin akabinde it gibi kosturuyorum. Namuslu bir sevda bizdeki, kelp tahirdir. 

Ben sonra sorular sordum. Ne zor is sorular sormak soramayan bilir. Unutulmus dag etegindeki vahsi elma agacinin cok olmaktan yere dusmus bir meyvesindeki kurdun aldigi yol kadar degerli bu his. Her cinayetin ardindan ellerimi guzelce sabunluyorum oysa ki. Bir can bir cana miknatislanabilir mi? Siirleri cam siselerle denize atsam zaman-mekan yuzeyini bukebilir miyim? Cevreciler beni cok fim izlemekle suclayacaklardir. Mutluluk mavidir. Suclasinlar...

Sirt cantamda bir dolu sehir biriktirdim. Gittikce gidemeden boktan bir yer alti dairesinde piramitler diziyorum. Insanlar uzaylilardan supheleniyor ben misir bitkisi penislerinden. Hem unu da yapiliyor, fakir doyurmak en buyuk sevap degil midir? Tum dinler boylece adinda birlesiyor. Insan dusundugunde dilleri, sekilleri, sistemleri ve konseptleri karistiriyor. Bir tasin uzerine ugur bocegi cizmek gibi yani. Hic bir talebim yok yasaman disinda. Elbet sokagina iseyen itleri gormezden geliyorsundur. Mesela... 

Tanidik sozler ediyorum ama buranin sivri sinekleri cizgili. Ben de huzurla yorgunum. Istemeyi bilincaltinda yasaklamak ne ilginc. Olsun, biz sevelim... 

21 Ağustos 2015 Cuma

Hayat,
bir kilisenin etrafinda geciyor
Barok.

Once bir minare
sonra ikincisi
Mimar Sinan'in terzisi
Dunyaya dort donen bir uydu
mekanik
Inanclar radyo dalgasina tercume ediliyor :
ayin bir tek yuzu var.
derin.

Olumle besik ayni sey
emzikle kefen
Kirk haramiler ve yel
atesi besliyor
Her sey titresimde
manen.


Evren
kendini kendinden iten
nice gunesler doguruyor.

6 Temmuz 2015 Pazartesi

Oteki dunya 1

Ne kadar anlatirsam anlatayim betimleyemeyecegim karanlik bir dunyaya da sahibim. Icine girdigim zaman davullar calmaya basliyor ve kilden maskeleri ve cok ince cok uzun vucutlariyla adamlar ve kadinlar dans etmeye basliyorlar. Ciplak vucutlari isigi kontrol edebilen yuksek agaclara karisiyor. Ozgurler. Akbaba kollar. Hava yakalanabilir mi? Dovulebilir mi? Parcalanabilir mi? Canlar davullara eslik ediyor. Etsin. Izleyici miyim gozlerim zaman mekan kisitlamasinda beni kandiriyor mu? Dans ediyorum. Davullar ziller davullar ziller vucutlar ciplak. Yankilanan bedenler. Koseye sikismis solucanlar bize katilmak icin can atiyor ama cesaret edemiyorlar. Toprak kokusu. Topragin tadi. Organlardan ve kemiklerden yoksunum. Koseye sikismis solucanlar gibi dans ediyorum davullar ve ziller esliginde. Hava oylesine karanlik ki zamani olcemiyorum. His yoksunlugu. Delilik. Uzun upuzuuuuuuun bir yerden ayaklarimi goremiyorum gozlerimi acsam da. Baykus sesleri davullara ve zillere karisiyor. Iki yanimizda karanliga karisan cok yuksek agaclar. Bizi gorebiliyorlar mi? Biz uzerimizdeki devasi salincakta sallanan cuceleri gorebiliyoruz. Gormek icin isik zaruri degildir. Tum huclerim goruyor. Tek tek. Milyonlarca ayni sey. Milyarlarca ayni sey. Sayisini bilmeye gerek duymadigim kadar ayni sey. Uzerimizdeki salincakta cuceler. Iki taneler. Cok cirkinler. Guzelliklerini sorgulamiyorum. Akbaba kollarim iki yanimdaki agaclara kadar uzanip bize ozenen solucanlari dagitiyor. Pic kurulari, oksijenimizi tuketiyorlar. Dort tanesini saclarimdan dokuyorum. Akbaba kollarim davullara ve zillere aldirmiyor. Agaclar yuksek. Kafam gibi yuksek. Bedenim gibi yuksek. Gecmise donmek gibi yuksek. Bir'lesmek. Evren ne buyuk. Geyiklerin boynuzlari var. Benim de var. Yuksek kafamda geyik boynuzlari var. Cok yuksek agac dallarina ozenen geyik boynuzlari kafamdaki davullarin ve zillerin ritmine uyup uymadigimi onemsemiyorlar. Salincakta ileri geri ileri geri ileri giden ve geri donen iki cirkin cuce geyik boynuzlarimla ilgilenmiyor. Ben de onlarla ilgilenmiyorum ama cok cirkinler. Bizden oncekiler dans ederken kendilerini agac aralarinda unutup solucanlara yem olmuslar. Topraktan cikan ve labirentlesen agac kokleri kafataslari sakliyor bu yuzden. Aramiza katilamayan solucanlar bizi akbaba kollarimizla dovdugumuz havanin icinde cozumleyerek oclerini aliyorlar. Ama kendimi kaybetmeye daha var. Henuz cok yuksek agaclarin arasinda gidip gelen cok cirkin iki cuceyi secebiliyorum.O kadar inceyiz ki havayi yenemiyoruz. Davullar ve ziller devamli savasi hatirlatiyor. Durursak oluruz. O kadar karanligiz ki dans etmezsek geceyle karistirabiliriz birbirimizi. O kadar yuksegiz ki solucanlardan igrenmezsek onlara benzeyebiliriz cunku kemiklerimiz yok. Maskeler. geyik boynuzlariyla donattigimiz maskeler, kirecle sivadigimiz kilden maskeler, aynilastigimiz ve parcalara bolundugumuz maskeler. Yuzumuzu kapatmazsak bir'lesecegiz. Davullar ve ziller izin vermiyor. Surekli.Savasi.Hatirlatiyorlar. Sopalar. Uzun bedenlerimizden daha uzun sopalar. Uclarina sivri taslar bagladigimiz bedenlerimizden daha uzun soparlar. Geyikleri avlayip boynuzlarini caldigimiz uclarina sivri taslar bagli sopalar. Bir ay varsa hilal olmali. Uzun, upuzun ve ipince bedenlerimizin etrafinda bir sis bulutu. Isiga benzeyen tek sey, solucanlara varligimizi belirten tek sey, cok yuksek agaclarin altinda bize degmeden sallanan cirkin cucelere bizi hatirlatan tek sey. Davullar ve zillerle titresen los isiktan sis kumeleri. Akbaba kollar, maskelerin uzerinde, kendi etraflarinda ve topraga yaklasarak sarmalaniyorlar. Ruzgar varsa kemiksiz bedenlerimiz ona boyun egebilir. Havayi alt edemiyorum. Bir selale davullara ve zillere karisiyor. Akiyorum, akarken tum ormanla sevisiyorum. Uclarina sivri taslar bagladigimiz uzun bedenlerimizden daha uzun sopalar kendiliginden dans ediyorlar. Kimimiz canli? Solucanlar kendi aralarinda igrenc ve tahripkar varliklariyla bize ozenerek dans ediyorlar. Cok yuksek agaclar bir ay varsa hilalin esliginde dans ediyorlar. Ruzgar varsa davullar ziller ve bir selale sesine dans ediyor. Iki cuce cok cirkince dans ediyor. Olmus boynuzsuz geyikler henuz olmemis hucreleriyle dans ediyorlar. Upuzun ve ipince bedenlerimiz ve maskelerimizle durmaksizin savasi hatirlayarak dans ediyoruz. Dans etmezsem solucanlara karisacagimin bilincinde dans ediyorum. Seviserek dans ediyorum ve dans etmek olumcullesiyor.