23 Haziran 2015 Salı

çözülme

Evdeki tirbusonun esrarengiz kaybolusuna nefret besliyorum. Uretim amaci disinda bir degeri olmayan, estetik fonksiyonu bile tartismali bir nesnenin yitirilisiyle benden esirgenen ruh hali icin agliyorum. Konu onu kaybetmis olmak bile degil. Ne manasiz bir var olus. Zavalli alet, acimasiz insanoglu, kendisini derin zanneden ben. Egomla girdigim savasin sonuna hala cok uzak oldugumu fark etmek cok aci. Ustelik kendi icinde tutarli, saglam ve emin gorunen her yasam sisteminin beni kendimi sorgulamaya, her seferinde biraz daha etraflica yani biraz daha guclu, itmesi kendime duydugum ozguven boyutunda tsunamiler yaratiyor. Ikincil etkilerden bahsediyorum zira gorunuste, gerceklikte, iliskisel stratejilerde kendimi korumayi, en azindan oyle gorunmeyi basarabiliyorum artik. Icsel dunyamiysa, ortuyu her kaldirisimda, bitmemis bir beton yigini halinde gormekten yoruldugumu hissediyorum. Sanirim bu yorgunlukla barismam gerekiyor, ya da bu insaat alanini terk edip, bir yerlerde yeniden baslamam lazim. Tercihen dogayla barisik bir yasam alaninda. Daha da tercihen el degmemis yagmur ormanlarinda ama bu arzum bile ne kuvvetli prangalarla koklenmis oldugumu gostermiyor mu?

Mutsuz degilim, aksine kamcilandigimi hissediyorum. Hicbir degisim pamuklara sarili sunulmuyor sonucta, aliskanliklardan vaz gecmek hep cok zordur. Hatta kendi prensiplerinden odun vermeden yasamak nasil da degerli, 'kendin' olmak, ozunu korumak, degerlerini kaybetmemek... Dogdugum, araciligiyla buyudugum ve kendime dunya uzerinde yer edindigim bedenime, edinmisliklerime, ogretilmisliklerime, hatta kendime unutturmayi basarip yeniden kurdugum ama durdugum su noktada yerine bir baskasini koymak icin yeniden bozmak (déconstruire) istedigim cok katmanlasmis 'ozellik'lerime hapsolmus yasamak zorunda miyim? Dunya cok buyuk, benim dunyam da oyle ve ben korkak bir korumacilik 'icgudu'suyle durdugum yerde simdiye kadar yaptigim secimlerin bana sundugu olasiliklar limitinde ozgurmusum iluzyonuna kapilmak istemiyorum. Deneyim acligimin bedelini kendime dair olusmamislik, eksiklik, bilgisizlik, toyluk ve naiflik hislerinin mutemediyen kendini yasatan rahatsizligiyla oduyorum. Bu beni gucsuzlestiriyor cogu zaman. En onemlisi de savunmasiz birakiyor sembolik siddet karsisinda. Herkes hakliligini, bilgiligini, ustunlugunu gostermek icin firsat kollamiyor mu sonucta? Kendi var olusunu onaylamak, onaylatmak ve mesrulastirmak icin benligin kabullenilmesine ve hatta deger'lendirilmesine ihtiyac duyuyor. Dolayisiyla en cekirdek iliskilerde bile zedelenebiliyor 'ego'm, bu bahsettigim tutarli, saglam ve emin yasam sistemlerine ait olmaya her cabalayisimda.

Yasam sistemi dedigim iliskisellik, sistem adlandirmasindan da tahmin edilebildigi gibi, karmasikligiyla belirgin. Alelade ele alinabilecek bir oznenin kendisini benzer oznelerle, sistemi kuran, var olusuna devam etmesini saglayan ve parcasi olan pratikler, soylem sekilleri, ozgun soylem icerikleri, entellektuel duruslar (cogul ama benzestirilebilecek) ve tercihlerle sarmalandirmasiyla ayirt edilebilir hale geliyor. Oznenin icsel durusunun yaninda gunluk hayatinda baska-bir-seyi-degil-de-bir-seyi secmesiyle kendine olusturdugu aliskanliklar ve zaman gecirme sekilleriyle de etrafindaki ayristigi diger oznelere (bu yazinin amacinda da Ben'e) dokunuyor. Yani, bir nevi, ethos'un subjektifliginin intersubjektif hale gelmesi durumu. Kendime kurup, bozup, yeniden kurdugum dunyayi her seferinde farkli yasam sistemlerine degerek oldurmaya calisiyorum. Yuksek bir var olus farkindaligi mi gerektiriyor yaptigimi iddia ettigim sey yoksa ic dunyasini sisiren baskalari arasina mi sokuyor beni aslinda banalligi asikar olan ve hic de ozgun/yalniz/ozel olmadigim bu islem/surec? Sorular dogurgan ve birbirini ardillamakta gecikmiyor.

Bazi bazi ego pompalamasi olarak yorumladigim bu halim, kendi icinde cok buyuk bi paradoks yaratiyor. Cunku bu icsel 'derinligim' aslinda gorunmez, takdir edilmiyor, onaylanmiyor, mesrulastirilamiyor. Icsel bi dusunce zinciri olmasiyla zaten benlik sorgulamasina ihtiyac duymayan, yasayisi geregi tercih etmeyen, hayati durusuyla reddeden, veya basitce insanoglunun bu yeteneginden haberdar olmayan oznelerle kurulabilecek olasi (ve nasil da zengin olabilecek) tartismalara kapali. Ozneligimi pratiklerime indirgeyen digerleri tarafindan ulasilmaz ve sonuc olarak onlardan sakli. Benzeri var olus sorgulamalarina acik ve ac bizler birbirimizi kesfettigimizdeyse kolay kolay birakmiyoruz gel gelelim bu arayis cok dikenli. Zira her diger insan coklugu gibi, bizler de homojen degiliz ve 'derinliklerimiz' dalislarini farkli sularda gosterebiliyor. Birbirimizle kurdugumuz iliskilerin, dis dunyadakilerle oldugunun aksine, kolay etkilenebilir ve etkileyebilir olmasi da gecisi zor duvarlarin icine dogru atilan her yanlis adimin yikicilik potansiyelini arttiriyor. Mukemmel uyum yakalandiginda birakilmak istenmese de fiziki ayriliklar, zamansal farkliliklar ve gunluk hayat tekrarlari zorlayici. Bireysel zamansal-mekansal pozisyonumda hayatimi kolaylastirmayan dil bariyeri de cabasi. Sonuc olarak kendi icimde kat ettigimi dusundugum yollari, basardigimi iddia ettigim 'gorev'leri, astigim zorluklari, sag ciktigim savaslari, kabullendigim ve sayesinde guclendigim yenilgileri, ulastigim hedefleri onaylatamiyorum. Yani kendi kendini kutlayan, pohpohlamaktan ziyade takdir eden ama Gerceklikte karsiligini bulamayan , duyamayan, hissettirilemeyen dolayisiyla inandiginin aksine degersizlestirilen bolunmus bir kimlikle ikilemlerde yasiyorum.

Insanlari fazla indirgemeci bir sekilde ikiye ayirdigim dusunulebilir. Jung'u referans ediniyorum, tum tartismalari gogusleyerek ve kendi icimde elestirdigim noktalarin elbette var oldugunu da belirterek. Her ne kadar tum bu yazdiklarim Freud'cu bi yorumlamaya cok acik gozukse de ben bireylesme (?), individuation cabasi olarak okunmasi gerektigini savunuyorum.

Burda sinirlayan ve belirleyen baska bir etmen daha isin icine giriyor: sucluluk duygusu. Bunca icsel tartismanin amacini ben de sorguluyorum dogal olarak. Neden bu kendi icine kapanis? Kendi uzerine katlanmak? Icsel cozulme, bukulme, repli ? Neden, 'digerleri'inden farkli olarak, temel var olus halim disarida ve disarisiyla beraber degil de ucsuz bucaksiz soyutluklarla belirli ? Tum bu icsellik beni nereye tasiyor ve tasiyacak? Gercekligi degistirmenin zorlugu beni bir nevi umutsuzluga, dolayisiyla da vaz gecise itmis olabilir mi? Secilmis bir amaca gitmektense, secilmesini istemedigim seylerden kacmak icin mi bu ice donus? Kolaya mi kaciyorum disaridan kacarken aslinda? Gucsuzlugumu telafi etmek icin kendime yalnizca benim ulasabilecegim bir alan mi olusturdum ve olusturuyorum? Bir yandan, bencillik degil midir bu? Burjuva ugrasi degil midir? Baskalarina dokunabilecegim zamani kor bir kuyunun karanliginda bogmuyor muyum? Poetik ve primitif bi felsefe degil midir bu? Kendime savasacak gercek-disi dusmanlar yaratmiyor muyum Gerceklik yenilgisini bekleyen acimasiz, kahredici ve hatta kelimenin birincil anlamiyla oldurucu dusmanlarla doluyken?

Insan kendisini sevmeye devam etmek icin bahane bulmakta zorlanmiyor, hayatta kalmaya devam edebilmek icin bulmasi da gerekiyor nitekim. Dolayisiyla ben de bu sucluluk duygusunun tazminati olarak kendimi yine yumusak bir yataga birakiyorum. Ne melegim ne super kahraman. Ne rahibelige ozeniyorum ne de bilgelige. Bencillik ve narsizmle yine kendi belirledigim sinirlar dahilinde, cok tartismali, surekli rahatsiz edici ama hayatta kalmama da yardimci olan, biraz hastalikli, biraz takintili ve oldukca oznel bir iliskim var.

Insan kendisini cok ciddiye almamali, aklimin almadigi bir evrenin minuscule bir parcasi olarak titresimlerimle barismaya calisiyorum. Bu baglamda, arada sirada yazabilecek zamani yaratabiliyor olmanin degeri paha bicilemez. Gunesime selamlarimi sunuyorum.

16 Haziran 2015 Salı

Back to the Today

   Kendimi yeniden monte etmeye basladigimi soylesem mekanik olamayacak kadar espirili oldugumu dusunur muydunuz? Ben bu cumleyi kendini begenmis bulurdum. Ama insan kendisini her haliyle seviyor.
   Kimlik bunalimlarim yazmaya devam edemesem de su ana kadar suregeldiler. Turkce'yi unutmaya basladigim dusuncesi uzerine Fransizca agitlar yazmaya baslamistim ki kendimi bulma yolunda pahali bir adim attim. Daha dogrusu emekleyerek ilerledigim hedefime tasindim bir kadinin ucan bisikletinin uzerinde. Simdi feminist porno hakkinda bir seyler okuyor olmali, gozlerimi kamastiriyor.
   Bunca zaman sonra klavyeye yoluyla akan bilincimi ne kontrol edebiliyor ne de evcillestirebiliyorum. Belki yer alti evimin salonunda Bruce'la sarap icerken yaziyor olsaydim ve yine vahsi kelime acligina kurban etseydim kendimi, bu saldirganlik dogurgan gelebilirdi kulaga. Ama su anda kafasi tazece kesilmis bir samuray gibi etrafima carpiyorum.Ustelik sarap yerine soguk belcika birasi iciyorum: kuzeyin kan kaynaticiligi. Tum gun yagmur yagdi. Kafa karisikligimi hayal edin.
   Neden cogul oldugunuzu dusundugumu bilmiyorum.Ekran karsisinda cekirdek citleyerek blog'a yeni yazinin dusmesini bekleyen bir kitlenin varligindan supheliyim oysa. Daha bireysel olmalisiniz her biriniz. Ayri evlerde ayri zamanlarda farkli tuzluluk oranlarinda cekirdekler citleyerek okuyor olmalisiniz. Oysa ne guzel sey paylasmak. Paylasiniz.
   Saturn'un uydularindan birinde yasayan bir kadinla tanistim, cok olmadi. Ben de su an dudaginizda bulunan muzur gulumsemeyi edinmistim ilk ogrendigimde, ama insan zamanla her seye alisiyor. Zaten oylesine ufak tefek ki cebinden ciktim deseydi bile inanabilirdim. Oysa Saturn'un kislari zorlu oluyormus, ustelik havlusunu hic kaybetmeden gelmis buralara kadar(cf.H2G2), bu saygi duyulasi bir sey. Aklini insanustu kullanabildigine ve evrenin enerjisini tuketmeden somurebildigine sahit olunca tum suphelerimden kurtuldum. Oylece bir anda. Saturn'un uydularindan birinden gelebilecegi ihtimali Saturn kadar uzak gelmedi boylece. Isik yili dedigin ne olabilir ki? Dugmeye bastiginda ampul yanmiyor mu?
   Diyecegim odur ki elleriyle yasamak mumkun. Cok ucuslu astroid parcalarinin yok etme potansiyeli kadar yapici ve estetik bir varligi var. Kendini yaratan ama her yeni olusumda bu bilinci resetlenen bir sanat eseri havasinda iki ayagiyla yuruyebiliyor. Icsel huzuru  oldugunu sanmiyorum zira insan, bilgi ve guzellik kovalamakla oylesine mesgul ve onlari yakalamakta oylesine usta ki, tum bu kalabaligi duzene sokmak icin ihtiyaci olan alan kendi ic derinligini de istila ediyor olmali. Ya da huzurunu Saturn uydusunda birakmis ama telepatik yollarla kontrol ediyor olabilir. Antik yunan heykelli meydan cesmesine gizledigini iddia ettigi ve dunyevi yer degisimleri icin bulusma noktasi olarak kulandigi teleportasyon cihazina bakarsak zamanda da yolculuk yapma yetenegi oldugunu iddia edebiliriz.Uzun sozun kisasi, baska bir dunyadan geliyor, ve ben cok mutluyum.
   Aklim boslukta geziniyor ve ben hala hayatinda ilk defa ciftlik ahirindan gunese cikinca kendini kaybedip dans eden inekler gibiyim. ( https://www.youtube.com/watch?v=ANJAuQveDSg ). Kelimeleri toparlayamiyorum. Newton yasalarina geri donus yapmaya calismak sandigimdan daha zor olacak sanirim. Belki de kendimi uzayda gezdirmeye devam etmeliyimdir. Geri gelecegim.

22 Aralık 2014 Pazartesi

Plath 6

Bruce, ruhumu kemiriyorsun. Icime donuyorum senin yuzunden ve senin sayende cunku kafami cevirdigim her yerde senin olmandan cok hoslaniyorum. Sigara icme istegimi bastiramamis olabilirim birkac gundur. Tercihten zorunluluga evrilmis olabilir. Evrilmenin hep ileriye donuk oldugunu savunmak, Darwin'e fazla anlam yuklemek olabilir boyle zamanlarda. Ama hic icki icmedim bugun mesela. Icmek istedigim zamanlarin yalniz senin varliginla sinirli olmadigini biliyor olmalisin artik. Belki de beni en iyi sen taniyorsundur sonunda. Ya da aslinda hic tanimiyorsundur. Kendimi sana tanitma istegim kendi karar mekanizmami asiyorsa da volonténin durdugu yere gelmek de herkesin harci olmasa gerek bebegim. Varliginla benimkini somurdugunun farkinda misin? Seni dusunurken kendimi unutuyorum ya da kendime sectigim, diktigim, yamadigim hayati yalanliyorsun. Sadece karsimda oturup en iyi yaptigin seyi yaptiginda hem de: dusunmediginde. Her sey ne kadar da basit dusunmedigimizde. Keske zamanimizi dusunmeden gecirebilseydik. Yanimda kalmana ve bana dusunmeyi, simdiye kadar dusunduklerinle unutturmana ihtiyacim var. Vahsetine ait et beni ve sigara icmeye yeniden baslayalim. Agzinin kokusunu ozluyorum. Kendimi, Bruce, sahte bir hayatin icine kapatmis olmaliyim. Kafesteki bakilmaktan hoslandigi pesin hukumlu zikkim kuslar gibiyim. Kimse kendiliginden kotu degildir, degil mi? Ozgurlugumu kisitlamaya, kendimi birilerine baglamaya calisiyorum. Ciddiyet aradigimi zannediyorum, aradigim seyin kendi yarattigim gercekliklere kolelesmek oldugunu goremiyorum. Cunku ben seni ben seni ben saliverdim seni ve kendimden kopmak gozlerimin sana her dokunusunda, daha da carpiklasiyor. Yazmaya susamanin ne demek oldugunu biliyor musun? Ama oylesine bir yazmaktan bahsetmiyorum, biliyorsun iste, Sana Yazmak. Gozlerindeki umutsuzlugu, hosnutsuzlugu yakalamayi, beni sevdigini kendine itiraf edemeyisini gormeyi ne kadar da seviyorum. Acilara susamak. (Gordugun uzere siirlestim) Ikimiz guzel bir siir olusturabiliriz oysa, sairlerin ve gozluklu edebiyat ogrencilerinin ezberledikleri icin gururlanacaklari ve kitaplara degilse de gokyuzune ve bulundugumuz her sozcuk dalasina kazinacak bir siir. Ne kadar kiskanilasi bir cift olabilecegimizi tahmin edebiliyor musun? Hem de buyuk sozcukler ve noktali virguller kullanmadan. Materyelsiz biz guzelim. Agzimdan opmeyecek misin? Sana kendimi anlatmak istiyorum. Ciplakligimla dokunmayali oyle uzun zaman oldu ki... Son mektubumu cope atabilirsin zaten maskelerimi indirmeden sana ulasamiyorum. Bana verdigin ismi oyle cok seviyorum ki. Kendime yarattigim dunyaya adapte olabilmek icin senden uzaklasmaya ihtiyacim vardi. Neden mi? Cunku ben anne olmak icin cok gencim.(oysa o cocuk olmaya ve beni annesi gibi sevmeye cok hevesli) Bir seyi deneyimlemeden deneyimlemeye calismak belki de boyle bir duruma isaret ediyordur Bruce. Belki de senden bu yuzden bu kadar kaciyorumdur. Seni bulursam cunku, durdugum yerde kalmaktan korkuyorum. Oysa oyle buyuk ki evren! Beraber kesfedebilir miyiz onu Bruce ne dersin? Su anki kucuk dunyamizi, daha cok da seninkini, ve tabi cocuklarimizinkini de mahvetmeye deger miyiz? Her kapiyi vurup cikisindaki gok gurultusu ikimizi de islatabilir mi sence? Ya da karariyor muyuz aslinda oksijen temasimizdan? Sana baktigimda Bruce, sesini duydugumda, icimdeki tum nehirler bir anligina birlesirmis gibi oluyor ve yeniden ayriliyorlar daha sonra. Tek kotu tarafi, sellesmeye cok musait olmalari ve ben cocuklari bu selden nasil kurtarabilecegimi bilmiyorum. Bardaklara sut doktugum ruyami hatirliyor musun? Hani toplantiyi sen yonetiyordun. Cinsiyet hiyerarsisine sikismiyorum yine de. Beni yine patikalara yonlendirecek misin? Her ormanin derinligi farklidir. Birbirimize aile olabilir miyiz dersin? Sorularimi gozlerinden iceri akitamamak canimi yakiyor ve tum baliklarim bana buyuk gozleriyle bakarken boguluyorlar. Onumde. Oylece. Kendi kalbini kir ve oldur bizi. Ustunkoru hissetmekten yoruluyorum. Ozur diliyorum Bruce, ya da dilemiyorum cunku ustune basilmasi kolay bir muz kabuguna donusuyorsun gittikce. Secimlerimle yasamam, tam olarak neden benim icin mukemmel oldugunu da kanitlar nitelikte. Paradoks yarattigimi dusunuyorsan yaniliyorsun. Zira akilciliga taptigini (bana verdigin ismin kokusu burnumda) ikimiz de biliyoruz. Mor bir dunya miyim sende? Guzel kokulu, hosnutluk verici. Ikinizin de estetik duygularini tatmin ettigim soylenebilir mi dersin? Onunki seninkinin karbon kagit kopyasi, ikimiz de farkindayiz, ama egolarina boyun egdiginde ve sembolik siddetinle onu yaninda kalmaya zorladiginda ne kadar kabul edilebilir oluyorsun? Saatin yok, varsa da kesin hic bakmiyorsundur. Cunku senin icin zaman ayakkabilarini cikarip kendini yatagina attiginda duruyor olmali. Peki gunesle beraber yeniden basliyor musun? Sana gunesler getirebilirim. Hediye etmeyi beceremesem de betimlemesini yapabilirim. Bendeki seni anladiginda gozlerini acmak icin bahaneye ihtiyacin kalmayacak. Ama bunu sen de bildigin icin ikimizin de baliklari zamansizca oluyor degil mi? Haydi sigarami yak Bruce, ben cikiyorum.

25 Kasım 2014 Salı

Ihtimalli Bruce/Plath 5

Bruce sanirim senin hayatimdaki yerini kucumsemisim simdiye kadar. Birkac gune kadar diyelim ya da cunku gunes seninle doguyor yaklasik cokca gundur. Seni seviyorum, seni kendim gibi seviyorum. Bana aitsin ve bensin. Ne yazik baskasi degilsin ve hep benimle olma zorunlulugunu varliginin anlaminda tasiyorsun.oysa ben baskasini sevmek istiyorum. Merak etme cok zor degilmis baskasini sevmek. Belki de ilk defa baskasinin nasil sevilebilecegini ogreniyorum ben. Oyle cok sevmisim ki simdiye kadar kendimdeki yabancilari ve kendi yabanciliklarimi, bir yabanciniyi sevmenin ne oldugunu ogrenmek 7 yillik yalnizligimin sonuna kalmis. Eternel yalnizligimin kapisini onunla kapatiyorum, ah nasil da yumusak bir sisle sarili tum evren ve nasil da huzurlu bilmedigim, kontrolu bende olmayan, olmasa da onemli olmayan bir dunyaya adim atmak. Korkma Bruce, sen de hep benimle kalacaksin. Sigarayi biraktim. Elimdeki mi? Tatlim oyle uzun zaman oldu ki seninle buyumeyeli, aliskanliklarima karar verebilmeyi kesfettigimi bilmiyorsun, dogal olarak. Volonté de puissance. Her hucrem gecenin karanligiyla dolu ve yuzunu yine de secebiliyorum. Iste boyle bir sey. Mistik yanimi aydinlattim ve ruyalarima giris yapabiliyorum. Ardimi donup canavarlarima ne istediklerini sorabiliyorum. Sana donusum de bundandir guzelim, kendini onemli hissertirebiliyorsam listeme bir arti daha ekliyorum demektir. guzel olmak icin guzele benzemek gerekmiyormus. Sana donmek icin de femme fatale rolune burunmem gerekmiyor elbette. Cikarsamalarim yanlissa da bendeki dogruluklari yeterince kapsayici ve onaylayici. Sen neresinden bakiyorsun? Dunya nasil da yesil cay kokuyor. Agac dikmek istiyorum Bruce, cicek sulamak, kurumus yaprak temizlemek ve bilinc altimi guzellestirmek istiyorum. Mazgallarin uzerinden yurumek, agir sozlu sinirli titresimli muzikler dinleyip cocuklugumu ozgurlestirmek,evliyalarimin mezarlari basinda dilek dilemek, annemi ozlemek, bitmis dostluklarimin ardindan su dokmek ve noktalarini yanimda tasimak istiyorum.Sarap icmeden de oturabiliriz ve ben yine de umarsiz olabilirim. Sarap ictigimde de umarsiz olabilirim ama yildizlara bakip gecmisimi tahmin etmek daha cazip geliyor. Agrimis kaslarima masaj yapiyorum boylece. Demirlerim esneklesiyor ve her sey daha saglam gozukuyor yine de. Incinmis yerlerimi giydirmektense iyilestiriyorum. Derimin altindan yeni gozenekler ufleyerek yapiyorum bunu. Ilik bir dus almak gibi. Mavi degil yesilim artik. Anlatabiliyor muyum? Seni yazmak cok sartliydi, endiselerimin varligini onaylayip cogullugumu materyellestirmemi gerektiriyordun. Oysa ruzgar tatminkar esmeye basladi ve artik gidebilirsin. Her istediginde geri gelebilecegini bilmek uzere gidebilirsin. Her geldiginde sarabini getirebilir veya getirmeyebilirsin. Agzimdan opup opmeyecegine sen karar ver. Her yani benimle dolu kalabalik evrenime sikistirmaya calistigim yeryuzu, deterjanli sulardan ufledigimiz balonlar gibi, once gobegini sismanlastirip kendini disariya cikardi. Kendi butunlugunde. Diger balonlarla ucusunu paylasip havaya, topraga ve kimbilir nereye donmek/gitmek uzere. Teklesiyorum ve gozlerim 'dol'uyor. Kendimi saliveriyorum.

25 Temmuz 2014 Cuma

Uyuyamiyorum.Ruhum bolunmus gibi ve yazmak zorundayim..Kendimi kendimden farkli bi hayata sikismis hissediyorum.Bi adama, bi iliskiye; aradigimdan, bunca zamandir tas tas ustune insa ettigimden, gelecegime yerlesmeye calisirken kendime actigim kapilardan uzaklarda bi yasam tarzina zincirlenmis gibiyim. Benligimi aramayi ozluyorum.KEndimden uzaklasmis gibiyim. O'nun hayatinin bi parcasi olmaya calisiyorum ve kendimden oyle uzak ki, ona ait olmaya calisirken kendimden daha da uzaklasiyorum gittikce. Farkliliklarimiza goz yumabilecegimi dusunuyordum oysa ki. Su siralar, aslinda tam olarak bi kac saattir fark ediyorum ki farkliliklarimiz ayni 'mer'e bile ait degil. Belki yaz etkisidir bu. Okulsuzum, isim fiziksel- temizlik- ve T yanimda degil. Kimsseyle aklimla konusamiyorum.Durumun gerektirdigi konusmalari dilim yettigince yurutmeye cabaliyorum. Halsizim yorgunum, vucudum rahat etmiyor.Surekli esnemek istiyorum, kemiklerim sertlesmis omuzmarim katilasmis gibi. Uyurken dislerini gicirtadan bu adamin yaninda ne isim oldugunu soruyorum kendi kendime. Kitap okumayan ve aksiyon filmlerinden hoslanan, elinde olsa surekli kafasi guzel dolasacak bu adamla ne isim var? Sanirim ondan kacarken kadinlara siginiyorum ve sanirim ileride bu iliskiyi bitirmek istedigimde de tek kacis yolumun bu olacagini bildigim icin kapiyi acik birakiyorum onunla konusmalarimizda da. Kendime ait zamanlarimi, yatagimi evim dedigim bi yere sahip olmayi ozledim. Her adimimi izleyebildigi bu tek goz odada benim diyebilecegim tek zaman haftanin iki gecesi saat sekizden sabah 9a kadar yarisindan cogu rahatsiz kanapede uyumakla gecen akrep-yelkovan yarisi. Yeni bi eve tasinma planlari yapiyoruz yaz sonuna dogru ama ne kadar ise yarayacak bu ortam degisimi, dusuncelerim ve o ayni kaldigi surece. Kitap okumayan bi adamla hayatimi gecirebilecegimi mi dusunuyorum gercekten? Asiri uc yasam deneyimlerimden birine sikistim sanirim ve kacisimi goremiyorum. KEndimden once baskalarini dusunme,sevme , acima, anlamaya mutlu etmeye calismam bana zarar verir mi gercekten? Modern psikolojiye mi yoksa Buda'ya mi inanmaliyim? Buda akilsizca davrandigimi fark ettigimde kendime 'dogru' olan yolu secmeye yoneltmezmiydi beni? Onu birakirsam hayati mahvolmaz mi? Gozlerinde gormedim mi daha once bu ihtimalin acisini? Babama benzemiyor mu, annemsiz bi baba birakmaz miyim ardimda? Ocumu mu alicam boylece babamdan? Cok mu Freud'cuyum su anda? Hakli olabilir mi gercekten? Uykusuzlugumun bile tadini cikaramiyorum. PArmak uclarimda dolaniyorum ve klavyeye her dokunusumda cikardigim sesten korkuyorum, uyanmasini istemiyorum. Uyanirsa yalnizligimi kaybederim ve yalnizligimi kaybettigim icin gozlerim yorgun ve ben saat ikide ayaktayim, bes bucuk saat sonra yeniden uyanmak uzere.. Kendimi kaybetmek istiyorum ama bu sefer istemlice.. Kendimi kendimden habersiz kaybedip, bunu sonradan fark etmek dayanilmaz.Kontrol manyagi miyim acaba ben? Kendimi birakamiyor muyum dunyanin, hayatin akisina, Takintili yapmaz mi bu beni? Hayattan aldigim zevki dusurmez mi? Sekerin tadini alan ondan vazgecebilir mi bi yandan? Tadindan aldigi zevkin hissini gozlemlemeyi basarmissa hele? Sanirim icsel huzurumu derinlere gomdum.Alisik olmadigim bi yasamda hayatta kalabilmek icin mutlu gorunmeye calisirken mutlu ediyorum kendimi. Mutluluk oysa, asiri bi hissiyat degil mi? Durgun degil mutluluk, guvenli, yerlesik degil; zamanlik. Huzurumu geri istiyorum. Cozum? Sanirim onu sucluyorum olmasini istedigim insan olmadigi icin ve olmasini istedigim insana donusme potansiyelini onda goremedigim icin.( ki bu ona sahip olamadigina da var olani benim goremedigim anlamina da gelebilir) Oysa bu benim yeni hayatima bakisimla ilgili bir mesele olsa gerek, diger her seyle ilgili. Hicbir sey imkansiz degildir. Her sey birbiriyle iliski icindedir nasil olsa. Sorun sanirim, bu iliskiselligin gorunur olmamasi ve hatta belki de insa edilmeye hazir bi bosluk halinde bulunmasi hayatta. Zor, ama imkansiz degil.. Hicbir sey ve her sey gibi biraz da. Kendime daha fazla zaman ayirmaliyim. Evde degil disarida yapmaliyim bunu. Kitabimi alip sokakta oturup okumaliyim. Kutuphane basamaklarina oturup gordugum insanlari yazmaliyim. Onunla konusamiyorsam kendimle konusmaliyim. Nasilsa arkadaslar edinecegim gelecekte kendimi kendim gibi ortaya koyabilecegim. Onunla olan iliskimin gidisaitina da o zaman karar verebilirim. Pragmatist miyim? Hangimiz degiliz ki? Baskalari kendi secimlerimi dogrulamam icin bahane olabilir mi? Ucu bucagi gorunmeyen, ardi acik sorular bitecek degil ama gecenin bi vakti yattigim yerden kalkip, bilgisayari acip kendimi anlamaya calismamin zevki, heyecani ve huzuru paha bicilemez. Belki de budur siginabilecegim alan. Birileriyle konusuyormus gibi kendimle konusmam: yazmam. Cevap gelmese de sorularima, hayatta da kim gercekten cevap verebiliyor ki otekine? Cevap var mi kendi kendime ulasmaya calisip surekli yanildiklarimin disinda? Ozumde bunca yalniz miyim yoksa kendimi mi yalnizlastiriyorum egom veya basarisizliklarim, yanlis secimlerim yuzunden? Tum pozitifligimin altinda depresyona, huzne ve olumsuzluga egilimli miyim acaba? sanmiyorum. Icimdeki durgun suyun yansimalarindan biri huzun. Cunku agir degil. Durumsal. Hayatimi engellemiyor tersine derinlestiriyor. Belki de dengeyi saglamanin yoludur bu. Huzne ve huzura esit derecede yakin olmak: durmak yani, icimde. Yalnizlgim. Bosluklarimi insanlarla doldurmak, biriyle degil belki de. Tanimadigim, kimileriyle zaman zaman konustugum ve belki de hic gormeden acilarini, mutluluklarini icten ice sezinledigim insanlarla... Kendimi kendimle yasamak ama paylasmak aldigim nefesi canlilarla ve dokunmak cansizlara. Iliskileri icselce gozlemlemek ve bag kurmak iliskilerin arasinda. Hicbir sey kendince kendinde degil zaten, degil mi? Yazmayi birakip rahatsiz yataga donmek istemiyorum ama kelimelerim tukeniyormus gibi hissediyorum. Gun olsun, gunes olsun, bu evden uzaklasayim, cok yorulayim ama sonrasinda kendime ait bi sokak bulayim ve bu o'nu gucendirmesin istiyorum; Belki de onunla iliskimi saglamlastirabilecegim ya da en azindan biraz daha yoluna koyabilecegim tek cozum anlatmak, onunla bunlar uzerinde konusmaktir. LAnet olasi dis gicirtisi beynimi ve sessizligimi parcaliyor geceleri!!! Ona sarilip uyumak istiyorum ama cok sicak oldugu icin sarilmak istemiyor. Eksik miyim acaba bunca yilin temassizligindan. Kucuklugumu hatirlamiyorum ama ergenligimde nefret ettim annemle yakinlasmaktan. Babayla zaten temas ayipsandi. Lisede uzaklastim ve donmedim ki temasa, yasim gecene kadar. Onu mu ariyorum acaba? Uyumayi denemek zorundayim yoksa yarin ise yaramazin biri olacagim. Acaba kacinci yasamimdayim su anda ve acaba ne zaman budist tapinagina kapatabilicem kendimi?

14 Temmuz 2014 Pazartesi

Uyurken uçma rüyası görene
uçarken uyuyan ebabili nasıl anlatmalı?

Gökyüzünden vazgeçmek değil
güneşi bırakmak asıl düşündüren.
Kaos diyorsunuz
ve yeniden depremi bekliyor bir aşık uçurumun kıyısında
kaç kere ölmekten dizlerinde çürükler..
Çorabından biri delinmiş olmalı

Ellerini salyangozlar yaladığından
Her yaşını yavaşlatmakta ustadır
Canı yanmasın diye düşerken
Sarmaşığını cebinde taşır
Müstehcen bir morla renklendirdiği

Severdi rüzgarı elbet
az duyulur bugünlerde ıslığı diye
babası gibi sektirmeyi öğrenince
bir taş daha bağladı ayağına.
Yosunların affını dilemek üzere
kadınının saçlarını bağışladıydı
hiç kesmezden evvel rüzgara.

Beş kuruştan üçünü çıkarırsanız
Açlık kalır
Sevdasına yenisini ekleyip çoğaldı
Cuma pazarından domates çalan hamalla
Aynı sepete düştü gözleri
Aşktan utanıp rakıya abandı

Gözleri kamaşınca temkinsiz sevmekten
kuşandı gardını
göçmen kuşlara devredip mevsimi
ziyanına baş kaldırdı
dalgaya durup sahile vurunca kalbi
kendi kalesine kuşandı

Bitmemis bir şiire kendini mıhlayıp
Yaz çocuklarına adandı
Yaralandı
sağaldı
ağardı
-dı.