24 Şubat 2013 Pazar

19 Şubat 2013 Salı

Ovadır

Ovalarıma akbaba indi göçmeyi unutmuşlar
Nehiriymiş suyuymuş çiçek kadar kalıyor
Karınca yollarına dizdiğin bulut adamlar dağılınca
Kuşağına çomak sokuyor adam başlı insiz aslanlar
Kaç sevgili vurunca rahatlarım say bitmez
Kaç uçurumda göz düşürünce kurtulur fısıltıyla ısıran gönlümün aslanları
Düştüğün tüm taşları at çocukluğun patikasında
Hepsi yüceye tırmanmada
  aslan karşı dağın ateşini eritirken

Ağrısıymış yarasıymış öpüş kadar kalıyor
Tırmanmaya zor aklın duvarları yıkmada ipeksi
Kurtuluşun elzem otu fazlaca kaynadığından çözünmüş gözyaşında
Saçlarını tutup toprağa karıyorum
Üstüne basmaya şahit istiyor ; bulmaya ve bulunmaya hasret çınar
kökleri nefes alabilmede toprak üstü saklanışlarıyla
 solucan kardeşiyle çok yağmurlu havalarda

Kardeşim,
Geceler bıyık dondurur benim ovanın dağlarında
geceler aslanların bakışıyla yuğrulur
közünde bir avuç sevişgen kül bırakarak tüketir kendiyle beraber havayı da
Açım
Susuzum
Issızım
Ovalarıma akbaba indi ölmeyi unutmuşlar

Tarladır miltaşı donkişot havadisini duyurmaya çalışır
Gözcüdür, bali koklar çatlamış ellerinden sızan nefesinde saydamlık
Kuştur uçar
Aktır, masum yüklenmiş kanburunda
kimse sordu mu pası geçer mi yokluğun
kabuğunu kaldırsalar kanar mı içinden hallice
dokunmak ister mi gözüne yandığımın aslanları
savaşmak kolay mı gün görmemiş ayazında ovama biriken karların?

Benzemez bağladığım çaputlara, adadığım adaklara bu akbabalar
Benzemez sevda sevdaya, ovaya vurunca aslan pençesi.




16 Şubat 2013 Cumartesi

Kıssa

Selçuklunun avcuna sığmayan
Kervangeçmez şiirlerin gölgesinde
Çocukluğunu görmek

Usluyum.

Taksim

Ölmez zamanın ışık pazarı
Ne yana dönsen başka bir kara parçası;
hissiz sözcüğe perçemli manasız gölge.

Atlantisi aşmanın yükü gözlerindeyken
       dudağında biriktirdiğin yolsuz hançeri sol yanıma sapla
Acının değeri sonsuza gider karanlıksa.

Ülküsüz varlığın kancası bucaksız ya
Noktasal yokluğun köprüsünden atladığımızda tümümüz
Başbaşayken
Coğrafyayı zorla mantıksız doğruların üçgen metafiziğiyle
Umutsuzluk kulağında pahalı bir yordam.

Çiziyorum insanın acizliğini dansımıza
Yüksel!
Ahlak tartışmasız parmak uçlarımızda


27 Ocak 2013 Pazar

Latin Amerika

And'larda hava ince-
ldiği yerden
tutunur
Göze alabilene
sinek kuşu
- Bir saniye!-
olsa yüzü çırpınış

Gösteri filamingosu(it)

Konuş-
ma
boşa.

19 Ocak 2013 Cumartesi

Kaburga

      Derken yağmur yağmaya başladı. Amman ne yağmur ne yağmur yarabbim! Sular seller yıkadı her yanı, solucanlar kaçıştı, kediler birbirine sokuştu, toprak oldu boğum boğum. Baktım olacak gibi değil, ayaklarım sırılsıklam, elbiselerim üstüme yapışık, saçlarım desen sıçan kuyruğu... Kolundan tuttuğum gibi doğru ağaç altına. Toprağı kazdım: çamur. Derince kazdım. Dünyanın dibini gördüm(Cehennem yer altı değilmiş kandırılmışım. Sartre'ın hakkı olabilir dedim ama o başka bi hikaye.) Çekik gözlü çocuklar baş vermeye başlayınca durdum. Dedim çok olmuş biraz üstünü örttüm. Sonra kaçtım.(Onu orda bıraktım) Bunca ıslanmaya anca soyunmak yakışır dedim, çıplak kaldım. Memelerim üşüdü, yılmadım. Ağzımı açtım, gözümü yumdum su içtim. Midemi yaktı. Ellerim eridi, onunkileri çaldım. Gözlerim düştü, bi koşu okyanusa, bi kovaya doldurup üstüme bocaladım, mavilenmişim. Yapraklar yapış yapış, ayağıma diken battı, çıkarmaya uğraşmadım nasılsa yakındayım. Dedi nerde kaldın, koştum yetiştim. Çukura baktım, o bana bakıyordu, ben ona bakamıyordum. Usturamı çıkardım (Ağaca astıydım) Oracıkta öldürüverdim. Hiç zor olmadı, gık demedi. Kimse duymadı. Zaten yağmurun sesinden allahaşkına. Elleri büyük geliyordu, geri taktım. Gözlerim mavi görüyordu ona bağışladım, kör kaldım. Omuzlarından aşağıya salıverdim. Çok düştü. Hem de ne düşüş amman! Ellerim de yok üstünü nasıl kapamalı? Ağzıma doldurdum toprağı kustum, doldurdum, kustum. Örtündü, örtündü, gerindi, uyur gibi yaptı. Kimi kandırıyor heyhat! Öldürdüm bile onu. Çıktım üstüne, Bismillah tepindim, düzeledim. Kokusu gelmiyor, dedim oldu bu iş. Yağmura seslendim durdu. Güneşe seslendim çıktı. Kurudum,yandım. Eyvah ben ne yandım o gün dostlar ben o gün ne yandım! Ağaç söndü, dallar boşaldı, toprak doydu, solucanlar baş gösterdi, kediler kuyruk dikip bacaklarıma karıştı. Huylandım. Yere yatıp debelendim(tanınmamak için). Pislendim. Karardım. Baktım (gözsüzüm) sokak aynı sokak, ağaç aynı ağaç, ellerim yerinde, memelerim artık üşümüyor. Çimdikleniyorum. Hayat aynı. Üstüm başım pislik içinde, olduğumla kalakaldım.


Her yere yetişilir
Hiçbir şeye geç kalınmaz ama