27 Ocak 2013 Pazar

Latin Amerika

And'larda hava ince-
ldiği yerden
tutunur
Göze alabilene
sinek kuşu
- Bir saniye!-
olsa yüzü çırpınış

Gösteri filamingosu(it)

Konuş-
ma
boşa.

19 Ocak 2013 Cumartesi

Kaburga

      Derken yağmur yağmaya başladı. Amman ne yağmur ne yağmur yarabbim! Sular seller yıkadı her yanı, solucanlar kaçıştı, kediler birbirine sokuştu, toprak oldu boğum boğum. Baktım olacak gibi değil, ayaklarım sırılsıklam, elbiselerim üstüme yapışık, saçlarım desen sıçan kuyruğu... Kolundan tuttuğum gibi doğru ağaç altına. Toprağı kazdım: çamur. Derince kazdım. Dünyanın dibini gördüm(Cehennem yer altı değilmiş kandırılmışım. Sartre'ın hakkı olabilir dedim ama o başka bi hikaye.) Çekik gözlü çocuklar baş vermeye başlayınca durdum. Dedim çok olmuş biraz üstünü örttüm. Sonra kaçtım.(Onu orda bıraktım) Bunca ıslanmaya anca soyunmak yakışır dedim, çıplak kaldım. Memelerim üşüdü, yılmadım. Ağzımı açtım, gözümü yumdum su içtim. Midemi yaktı. Ellerim eridi, onunkileri çaldım. Gözlerim düştü, bi koşu okyanusa, bi kovaya doldurup üstüme bocaladım, mavilenmişim. Yapraklar yapış yapış, ayağıma diken battı, çıkarmaya uğraşmadım nasılsa yakındayım. Dedi nerde kaldın, koştum yetiştim. Çukura baktım, o bana bakıyordu, ben ona bakamıyordum. Usturamı çıkardım (Ağaca astıydım) Oracıkta öldürüverdim. Hiç zor olmadı, gık demedi. Kimse duymadı. Zaten yağmurun sesinden allahaşkına. Elleri büyük geliyordu, geri taktım. Gözlerim mavi görüyordu ona bağışladım, kör kaldım. Omuzlarından aşağıya salıverdim. Çok düştü. Hem de ne düşüş amman! Ellerim de yok üstünü nasıl kapamalı? Ağzıma doldurdum toprağı kustum, doldurdum, kustum. Örtündü, örtündü, gerindi, uyur gibi yaptı. Kimi kandırıyor heyhat! Öldürdüm bile onu. Çıktım üstüne, Bismillah tepindim, düzeledim. Kokusu gelmiyor, dedim oldu bu iş. Yağmura seslendim durdu. Güneşe seslendim çıktı. Kurudum,yandım. Eyvah ben ne yandım o gün dostlar ben o gün ne yandım! Ağaç söndü, dallar boşaldı, toprak doydu, solucanlar baş gösterdi, kediler kuyruk dikip bacaklarıma karıştı. Huylandım. Yere yatıp debelendim(tanınmamak için). Pislendim. Karardım. Baktım (gözsüzüm) sokak aynı sokak, ağaç aynı ağaç, ellerim yerinde, memelerim artık üşümüyor. Çimdikleniyorum. Hayat aynı. Üstüm başım pislik içinde, olduğumla kalakaldım.


Her yere yetişilir
Hiçbir şeye geç kalınmaz ama

30 Aralık 2012 Pazar

Ateh Ahvali

Parfois la vie change en un claquement de doigts.

Ananın kucağından vazgeçmek zor
Bağırmaya haddini bildirmeli yeryüzünde
aydınlatmalı geceyi kör saatlerde
saliseyle

Kimse dünyaya yanlışlar yapmaya gelmedi ya. Doğru bildiğimi yaşıyorum. Kimi kör boşluğuna yuvarlanarak hataların, kimi gururlanarak. Gidişatı izlemek zor. Hayat kendini göstermeye karar verdiğinde çok geç olabiliyor bazen ya da tanışmak için fazla erken. Kim bilir? Bazı bazı düşünüyorum, neresindeyim var olmanın ve yokluğum nerde başlıyor. Birinin hayatından eksilirken kendimden de kaybediyorum gıdım gıdım. Biri benden azalırkense mezara giriyorum. Sonra yeniden doğuşlar. La circulation. Tout simplement. Mağara adamcılığı oynuyorum, beni böyle kabullenin. Yere yatırdı. Uzun uzadıya kasıklarıma, korku damarlarıma bastı. Kurgusal metinlerde yaşamak var, konuşma çizgileriyle ve noktalama işaretleriyle anlaşabilmek. Yazıl yazılabildiğince, uzat gittiği kadar. İsteyen okusun, atlasın sıkılan ama çıksın içimden. En azından elin ağzından çıkana bakmak bu kadar zor gelmesin. Düşündürmesin. Yabancılaşmak olmasın ismi tanımsızlığın. Kırmızı başlıklı kız olmak böyle bir şey. Şizofrenliğe terfi etmedikçe işim güç. Hayırlısı.

sön gözümün karanlığına
    ki alev yaransın zerdüşt mağarasına

Hava soğuk, üzerime uygulanan basınç yaş değiştirdi. Akşam erken indi ellerime. Derim buruşmaya yüz tuttu, dudaklarım morardı ve üstelik benzim mütemadiyen soluk. Sağ elimin işaret parmağındaki lekeyi tanımaz herkes. Pembedir, üşüyünce menekşeye durur. Neyse yine çiçekgillerden nasibini alıyor vücudum. Koparmayın beni. Canım yanıyor.

Çingene köksüzlüğü saçımdaki çiçek
varlığında büyür
değerlenir yokluğunda

Üst üste üç beş sokak kat ettim evvelsi gün. Sokak lambaları durduğu yerde; kediler kaçmış. İnsanlar camlarından atlamaya meyilli. Ateh ahvalleri aydınlıktan ahirete ayçıl alev aranmakta. Limon ağacının vahim ve vahip güzelliğine doymamaya alışmalı zira geçim derdi sardı mı başı, başka her şey toprağa karışıyor.

Aimes-moi. Cap ou pas cap?
c'est bizarre la vie, hein?

9 Aralık 2012 Pazar

Kış Güneşi

Gözlerin okyanusa açılıyor ki ne zaman
sallandırsam kendimi kirpiklerinin arasından
sevici kuş tutup bizi gökyüzüyle birleştiriyor.

Sonra pencere oluyorum
kolay iş değil yolunu gözlerken içerdeki kargaşadan
korumak kendimi ve sularını denizinin.

(Erotik şiirlerin suyu çıksın
güneşi seninle ısıtmak verken)

Gece uçarken gözlerinin üzerinden
yakomazlar çizerek yıldız gölgesine
Sabah ellerinde başlıyor
sıcağına adının harflerini tek tek kazıyorum

19 Kasım 2012 Pazartesi

Ebabil Zamanı

Sözcüğün konusu intihar
Her doluşta boşalmaya yol alıyor
    bardağın derin susuzluğu

Ağızlar dolusu martı
Bir avuç taş ölüsü
Kurtarılmış güneşlerin yüzünde yırtılan perdeler
Kim bilirdi sessizliğin geceyi getirdiğini

Uç adada beri toprak
Ebabil zamanını esas alınız
Zira düş bölücülüğü fısıldamaz yağmur bütünlüğünce

Acı hoşaf kefenini soldurmakta
Amacı ziyade sonsuza ulaşmaktır
   dağ eteğinin.

15 Kasım 2012 Perşembe

Sesine

Dans edelim

Savaş bitmez ne yapsak başka türlü hayatların yıkıntısı ağrılar
Gece gündüz perişan haline dünyanın
atsan atılmaz, elde yok, satsan satılmaz

Bir kedi mırıltısı kadar yumuşaktır hikayem
dinlemek istemez yıldız biz müziğe doymamışsak
Kurtarmak isteyince evrenin karanlığını düştüğü rüya boşluğundan:
                                                                            Dans edelim
Nasılsa kumarı hayatın kaybedilmez kollarındaysam
           düştüğü yeri yakacak gözlerimiz içimizde güvercinler havalanırken
           Adıyaman'a gideceğiz:
hakka giden yol bizden geçer merkezinde camisi

Tabaklar dolusu ödağacı toplamış da sesleniyor gibi gölgesinden
Titrek nefesin uydusuz yordamı gibi ısınmış ve masum
Körelmiş saatlerin serazat çığlığıyla vahşileşmiş ve dolgun
Fırtınanın kadını olayım
Dans edelim.

14 Kasım 2012 Çarşamba

Duru

Yani bulut mevsimidir
Kalp kapandı
Işık yeter mi aydınlığa?
Alev alev alev alev
Isınıyorum.