Yok karnım aç değil benim. Yiyeceğimiz yok da yiyecek alıcaz.
Kısa saç yalnızca çocuklara yakışır. Zeytinyağlı sabunun sertleştiremediği saç nerede görülmüş? Ben gördüm. 8 yaşındaki bir kızın gözlerindeki asit yağmurlarının aşındıramadığı umudu da gördüm. Kestel'de yıkasa saçlarını, yok. Etna'ya batırıp çıkarsa, yine olmaz. İkram edilen kurabiyeden 'yemem' kadar gururluyken o küçücük yürek, Timur'un fil ordusu gelse yıkamaz saçlarının surlarını.
Kestim kara saçlarımı n'olacak şimdi
Bir şeycik olmadı - Deneyin lütfen -
Aydınlığım deliyim rüzgârlıyım
Günaydın kaysıyı sallayan yele
Kurtulan dirilen kişiye günaydın
Aynanın sırrını çözmek gerekir. -Gelinin amcoğlundan bir cumhuriyet altını- Sen baktığında insanı; ben baktığımda Türkçenin sert-sürekli ünsüzlerini gösteriyorsa, bu devranda bir aksaklık var demektir. - 17 Numara 155bine çıkardı. Var mı efenim artıran? - Zaten yılanlar bin yaşamaya başlayınca tökezliyorum. Kısa saçlı kız çocukları gözlerini gökyüzüne devirip seke seke ilerlediğinde bu işte mutlaka bir papatya parmağı bulunmalı diyorum. Yoksa mümkün değil karıncayı ezmeden koşturması. - Angut Kuşunu Koruma ve Yaşatma Derneğine, Aferin A.Ş. 'den 6 sıfırlı bir çek-
Nas olur, kanun olur diktatörün sözleri
Ya ıslatır donları, ya yaşartır gözleri
Kimileri dağları dar elekten geçirir
Kimileri ya çukur, ya dağ yapar düzleri.
16 Nisan 2012 Pazartesi
11 Nisan 2012 Çarşamba
Daisho
*Her bulut kopardığında bir parçasını
Eli silah tutan adamların yalnızlığıdır boşalan
*Kurutulmuş çiçeklerin yaşlarıyla ıslanır
Şaşkınlığı kayıp bir aşkın
*Azap ölüme rastik çeker
Annenin kurşun geçirmez yüreğinde
*Bahçesinde jakaranda olsaydı ilk samurayın
Cengiz Han muhakkak cennete giderdi
*Zagrosun beşiğinde sallanmış kewê
Avcının namlusundan düşürmediğiyle kardeştir
*Acun öküzün değil Afrika'nın boynuzunda
Somali'de neden kıtlık var sandınız?
Eli silah tutan adamların yalnızlığıdır boşalan
*Kurutulmuş çiçeklerin yaşlarıyla ıslanır
Şaşkınlığı kayıp bir aşkın
*Azap ölüme rastik çeker
Annenin kurşun geçirmez yüreğinde
*Bahçesinde jakaranda olsaydı ilk samurayın
Cengiz Han muhakkak cennete giderdi
*Zagrosun beşiğinde sallanmış kewê
Avcının namlusundan düşürmediğiyle kardeştir
*Acun öküzün değil Afrika'nın boynuzunda
Somali'de neden kıtlık var sandınız?
Uluslararası
İngiliz şairler dilleriyle yakınırlar
Afrikalı çocuklar mideleriyle
Çok uluslu adamlarsa gözleriyle yaklaşıp
kalplerinden vururlar
Brezilya Ghana'yı bırakmamalıydı.
Afrikalı çocuklar mideleriyle
Çok uluslu adamlarsa gözleriyle yaklaşıp
kalplerinden vururlar
Brezilya Ghana'yı bırakmamalıydı.
7 Nisan 2012 Cumartesi
Sözcük
Ne kaldı sözcüklerden başka verecek
Bir elimde pastırma sıcağı teninden
Birinde soğumuş cehennemim
Yuvasından itilmiş kırlangıç yavrusu
Kanadını açmayı öğrenemeden vurulmuş
Bir damla canını sermiş papatyanın dibine
-Ağlar durur
Farkında olmadan çiçekçiğin solduğunu
-Yalvarır durur tanrıya
Umarak sesinin duyulduğunu
Tütün tarlasında kendimi yakıyorum
Hançer mi desem biçerdöver mi
Tenimi yırttı, battı
Sesin mi bataklık mı gömüldüğüm?
Tabutlarda karanlık
Gözlerinde yalnızlığım
Çınarım,
Bu aşk bana çok büyük
Bir elimde pastırma sıcağı teninden
Birinde soğumuş cehennemim
Yuvasından itilmiş kırlangıç yavrusu
Kanadını açmayı öğrenemeden vurulmuş
Bir damla canını sermiş papatyanın dibine
-Ağlar durur
Farkında olmadan çiçekçiğin solduğunu
-Yalvarır durur tanrıya
Umarak sesinin duyulduğunu
Tütün tarlasında kendimi yakıyorum
Hançer mi desem biçerdöver mi
Tenimi yırttı, battı
Sesin mi bataklık mı gömüldüğüm?
Tabutlarda karanlık
Gözlerinde yalnızlığım
Çınarım,
Bu aşk bana çok büyük
2 Nisan 2012 Pazartesi
Mezarlık
-Kimsin sen? Geçmişten mi gelecekten mi geldiğini anlayamıyorum.
Bak güzelim, bunlar zor zamanlar. Dünya öyle hemen benimsenecek bir gezegen değildir. Geceleri ve unutuşları uzun yaşarız. Kalplerimiz labirentlerin içine gömülüdür, çıkış yolu ararken aşklarını da kaybedersin. Bahar nedir seninle öğrendim ben, yüksek kum yığınları ve güneş yanıklarıyla yaşamayı öğrenmek çok yılımı aldı. Sana uçmayı öğreteceğim, çok seveceksin. Ne düşünüyorum biliyor musun? Sana gözyaşı şişesi hediye edeceğim. Sihirlidir. Tabi sana da iş düşüyor. Benim için ağladıklarınla doldurabildiğinde, önceki gelişimde getirdiğim fesleğenin dibine dök. Yeterince cesur olabilirsen yapraklarından birinde büyüyen pencereyi aç ve avazın çıktığınca bağır ki seni duyabileyim. O zaman gelip seni oraya götüreceğim. Bu ciddi bi iş, bilmelisin. Bir daha buraya dönemeyebilirsin.
-Bana masal anlatman çok hoşuma gidiyor. Sen de çok hoşuma gidiyorsun. Hatta hadi itiraf edeyim, sana aşık olabilirim.
Küçüğüm, her masalın güzel bittiği zamanlar emziğinle beraber çöpe atıldı. Artık gerçek dünyada yaşıyorsun. Tabi bu senin seçimindi. Biliyorum yanımda kalmak için çabaladın ama zamanın koşulları gitmemi gerektiriyordu. Beni anlamadın. Gözlerime baktığında gördüğün şey bilmek istediğin şeydi. Oysa sözcükleri öyle seviyorsun ki gördüğüne inanmak istemedin. Her şeyden ne çok korkuyorsun ve ellerin ne kadar da küçük. Göz bebeklerin de küçülüyor gözbebeğim. Ne o yoksa ağlıyor musun?
-Loş ışıklar gözlerimi yoruyor. Seninle yaşayamam. Üşüyorum, tenini çıkarıp tenime dola ki senden başka kimse tanımasın. Şiirlerini Lut Gölü'ne attım. Nasılsa kimse yüzme bilmiyor.
Öyle seviyor ki susmayı,
sözcükleri öyle seviyor ki,
lambasız kalabilir geceleri,
kışı uykusuz geçirebilir.
Yangın mı başladı? Hadi dans edelim, seversin. 8.10 Vapuru'na adımı yazdırdım.Bak ne zamandır buraya gelmiyorduk. Kırmızıyla mavinin magentaya ulaştığını söylemiş miydim? Peki zamanın canımı acıttığını? Hava aydınlanıyor. Artık gitmeliyim. Sen de uyan artık elini yüzünü yıka. Üstüme söndürdüğün güneş kimler için umut değil ki?
Sesinde ne var biliyor musun?
Söyleyemediğin sözcükler var.
Bak güzelim, bunlar zor zamanlar. Dünya öyle hemen benimsenecek bir gezegen değildir. Geceleri ve unutuşları uzun yaşarız. Kalplerimiz labirentlerin içine gömülüdür, çıkış yolu ararken aşklarını da kaybedersin. Bahar nedir seninle öğrendim ben, yüksek kum yığınları ve güneş yanıklarıyla yaşamayı öğrenmek çok yılımı aldı. Sana uçmayı öğreteceğim, çok seveceksin. Ne düşünüyorum biliyor musun? Sana gözyaşı şişesi hediye edeceğim. Sihirlidir. Tabi sana da iş düşüyor. Benim için ağladıklarınla doldurabildiğinde, önceki gelişimde getirdiğim fesleğenin dibine dök. Yeterince cesur olabilirsen yapraklarından birinde büyüyen pencereyi aç ve avazın çıktığınca bağır ki seni duyabileyim. O zaman gelip seni oraya götüreceğim. Bu ciddi bi iş, bilmelisin. Bir daha buraya dönemeyebilirsin.
-Bana masal anlatman çok hoşuma gidiyor. Sen de çok hoşuma gidiyorsun. Hatta hadi itiraf edeyim, sana aşık olabilirim.
Küçüğüm, her masalın güzel bittiği zamanlar emziğinle beraber çöpe atıldı. Artık gerçek dünyada yaşıyorsun. Tabi bu senin seçimindi. Biliyorum yanımda kalmak için çabaladın ama zamanın koşulları gitmemi gerektiriyordu. Beni anlamadın. Gözlerime baktığında gördüğün şey bilmek istediğin şeydi. Oysa sözcükleri öyle seviyorsun ki gördüğüne inanmak istemedin. Her şeyden ne çok korkuyorsun ve ellerin ne kadar da küçük. Göz bebeklerin de küçülüyor gözbebeğim. Ne o yoksa ağlıyor musun?
-Loş ışıklar gözlerimi yoruyor. Seninle yaşayamam. Üşüyorum, tenini çıkarıp tenime dola ki senden başka kimse tanımasın. Şiirlerini Lut Gölü'ne attım. Nasılsa kimse yüzme bilmiyor.
Öyle seviyor ki susmayı,
sözcükleri öyle seviyor ki,
lambasız kalabilir geceleri,
kışı uykusuz geçirebilir.
Yangın mı başladı? Hadi dans edelim, seversin. 8.10 Vapuru'na adımı yazdırdım.Bak ne zamandır buraya gelmiyorduk. Kırmızıyla mavinin magentaya ulaştığını söylemiş miydim? Peki zamanın canımı acıttığını? Hava aydınlanıyor. Artık gitmeliyim. Sen de uyan artık elini yüzünü yıka. Üstüme söndürdüğün güneş kimler için umut değil ki?
Sesinde ne var biliyor musun?
Söyleyemediğin sözcükler var.
18 Mart 2012 Pazar
Aşınım
Hayır, dedi çiçek, beni dalımdan ayırma
Soğuk memleketlerden geldim seni görmeye
Kimseye değmedi tedirginliği elimin
Mitralyözlerin yorgunluğunu yerleştirdim gözlerime
Çalıp çırpmış leş yiyiciler aşklarımı
Seni bırakmış Anka'nın kanadına
az daha kaçırıyordum penceremdeki çığlıklarını
Balkona fesleğen diktim, seversin
Saçları saman sarısı kirpikleri mavi kadınları sevdiğin gibi
Oysa ancak masalımda kurtulabiliyorum esmerliğimden
Nasıl da güzelsin yüzünde emeğin çizgileri
Bir ben tanırım bakışındaki çocuğu
Dünyanın tortusu birikmiş sözünde
Yıldızlar titrerken sevişmişsin
Kuşluk vakti aç açına şiir yazmayı bilir misin?
Gel, elimi tut.
Elinin değmediği çiçeği uçurumdan iteceğim.
Soğuk memleketlerden geldim seni görmeye
Kimseye değmedi tedirginliği elimin
Mitralyözlerin yorgunluğunu yerleştirdim gözlerime
Çalıp çırpmış leş yiyiciler aşklarımı
Seni bırakmış Anka'nın kanadına
az daha kaçırıyordum penceremdeki çığlıklarını
Balkona fesleğen diktim, seversin
Saçları saman sarısı kirpikleri mavi kadınları sevdiğin gibi
Oysa ancak masalımda kurtulabiliyorum esmerliğimden
Nasıl da güzelsin yüzünde emeğin çizgileri
Bir ben tanırım bakışındaki çocuğu
Dünyanın tortusu birikmiş sözünde
Yıldızlar titrerken sevişmişsin
Kuşluk vakti aç açına şiir yazmayı bilir misin?
Gel, elimi tut.
Elinin değmediği çiçeği uçurumdan iteceğim.
10 Mart 2012 Cumartesi
Mezopotamyaşk
Zagros'un yamacindan göçen renklerin
yerleştiği toprak
Düz görmemiş günlerin
başini döndürür ovalari
Horus'un oğullarina gebe tepeleri
Çocuklarinin yüzü
Hitit güneşinde
Başinda, barişa dönük geyikler
Aşklariysa sarhoş
Koca adamlarin ölüsünde akbabalar
Kaybedilen savaş ganimeti
özlemleri
Mümbit Hilal kendini gençligine satmiş
Artik güneş tarihten doguyor.
yerleştiği toprak
Düz görmemiş günlerin
başini döndürür ovalari
Horus'un oğullarina gebe tepeleri
Çocuklarinin yüzü
Hitit güneşinde
Başinda, barişa dönük geyikler
Aşklariysa sarhoş
Koca adamlarin ölüsünde akbabalar
Kaybedilen savaş ganimeti
özlemleri
Mümbit Hilal kendini gençligine satmiş
Artik güneş tarihten doguyor.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)