2 Haziran 2016 Perşembe

Karma? Utanmadan podyuma cikan yesil coraplarin buyusu altinda cismimi unutup Amazonlari atese verdim. Cesaretle dangalaklik arasindaki ikilem felsefi bir bakis acisi problemiymis gibi davrandiginda, insan kendi teorisini de hayata gecirmis oluyor. Bu noktada inanilirlik, cogul kimligini mesrulastirmak icin sectigin kelimelerin kendi iclerindeki yapisal tutumluluklarina ve bu yapinin bedensel ve enerjisel disa vurum yontemleriyle kurdugu rasyonellestirilebilen iliskiye dayaniyor. (bkz. dogrucu yalancilar)

Buyuk cumleler kuruyorum su an, ama yasamak cok kolaydi. Aciklayayim. Yine Sylvia'lik rollerimden birine burunmustum cok da hesaplamadan ve biranin kanima karisma suresiyle olculebilecek bir zaman dilimindeydik. Kim yesil coraplar giyip aptal bir bisiklet kaski ve pervanesi olunacak goz kenari cizgileriyle bunca guzel gulebilir ki? Yine soz degis tokuslari, paylasimlar, kendimizi karsidakinin gormesini istedigimiz gibi ortaya koyacak ani/deneyim secimleri sonrasinda ( iste bu turden cekim arttirici flort oyunlari, bilirsiniz) vajinal tuylerim arasinda yolculugunu hissettigim kan dolasimi sayesinde kendimi onun evine davet ettim. Aptal degilim yine de, davranis stratejilerim basariliydi, cazibeme kapildigini hissedebiliyordum ve bakislarindaki arzu gozden kacirilacak turden degildi. Bana dokunmak icin can attigini, ellerimiz oturdugumuz masanin uzerinde gayri ihtiyari yakinlastiginda konusmasinda istemsizce duraksayip gozlerini birkac mikrosaniye boyunca tenimde gezdirdigini fark edisimden beri biliyordum.

Gelgelelim arzunun nesnesi her zaman arzu edenin ozgur iradesine bagli olarak konum degistiremiyor. En azindan toplumsal entegrasyonlarini normlar dahilinde tamamlama surecinde olan insanlar icin boyle bir kuraldan bahsedebiliriz. Benim tarafimda mesela, her sey ne kadar da yeralti edebiyati. Bruce benlestiginden beri sevismek kuralsizlasti mesela, arzulamak sucsuzlasti, dize gelmek eglenceli ve sehvetle bas kaldirabiliyorum. Deri kombinezonlarimi dolaptan cikardim ve hava oyle sicak ki icinde alev aldigimi bahane edip beni ya-vas-ca soy-ma-la-ri-na izin veriyorum. Soguk selaleler altinda yikanip, bedenimi gun isiginin oksayan ellerine birakabiliyorum. Kurumus otlarin arasinda saklanamayan saman balyalarinin uzerinde western sapkamla sigara icebiliyorum. Abartiyorum, karikatur romantizmi oldurebiliyor ama yine de, bu yaziyi yazabiliyorum. 


Her neyse iste, arzularini kapali kapilar ardinda ve belirsiz ama sonsuza gidecegi konusulmadan ongorulen zaman kesitleri dahilinde yasayan insanlar, evlerine gidip sanslarina tukuruyorlar. Ben de yesil coraplarina celenk birakiyorum.

Simdilik...





Hiç yorum yok:

Yorum Gönder