27 Nisan 2013 Cumartesi

Aranıyor: Prometheus

25
Sevgili,
şimdi bu yazının sana ait olduğunun farkında değilsin. Senden öncekiler ve senden sonrakiler üzerlerine alınabilirler. Bundan önceki kalemdaşları gibi hayali bir güzele yazılmış olabilir ya da belki basitçe dilimi bile bilmiyorsun. Güvercin kadının kanatlarını açtı ve bileğindeki kuşu omzuna kondurdu farz et. Bahar şakımalarını duyuyor musun? Şanslı sayıyorum kendimi. Bir dize kattım sana, bir gülüş ekledim. Bunaltına bir çizgi çektirdim kısa gecelerimizde, uykusuz sabahlarımızda, vahşi sevişmelerimizde. Domatesine koyduğum zeytinyağını ve kekiği tut aklında, yüzüklerimi tut, kollarında kayboluşumu tut. Sevgimi tutma yalnız, anıların sevecenliği kalsa da aşk can yakabiliyor. Kaybettiğin hissin yerine yenisini koyamama düş kırıklığı yaratabiliyor. İncinme. Ne çok pencere geçtik seninle, ne çok çınara değdi gözlerimiz ve ne çok hayal sürükledik peşimizde. Onları da tut. Hayallerin özneleri değişse de yeni duygular bütünleyebiliyor olmamışların silüetlerini. Değerleri düşmez düşlerin, herbirini tut. Gözlerimi kaçırışım utançtan değil aslında, yeniden derin sulara dalmaya korkmamdan da değil, kızgınlıktan hiç değil. Yalnızca göğsümü sıkıştırıyor nergislerin arasında dolaşmak. Şahsına münhasır olmasa da baharı ucundan kaçırma duygusu gibi bir şey bu. Geleceğe koyduğum  rengi bir başkasıyla değiştirme gerekliliğinin sorumluluğu. Ya da sadece olası karşılaşmaların göz bebeklerimde yaratacağı yeni titreşimlerden çekiniyorum. Sebebini anlıyor musun?
Umarım bağışlarsın kederimi, haylazlığımı,/ umutsuzluğumu, dalgınlığımı; yani / benden geçtiğinde anlamı sarsılan ne varsa...
27
Öldüğünde katılaşan böceklerin akıbetini taşıma, kalbinin perdelerini vakitsizce çekersen gelişimini tamamlayamadan yumuşayan bir sevdayı kalaylamış olursun demire. (Farklı şeylerden bahsediyorsam farklı günlere uyandığım içindir sevgili. Akışıma kapıl ya da kapat gitsin. Alışkanlıklardan kolay vazgeçilmiyor neticesinde.Aitlik ekini kullanamayışımı sorguluyor olabilirsin var olma sorunlarımın arasından. Ne zaman yoluna koyuldum ki birinin dağları aşmak varsa hele ve ben ötesini göremiyorsam dağların. Burun deliklerimin sayısını geçmez ağacın gövdesine kazıdığım adlar. Ne zaman ki kestiler o cevizi durduğu yerde, ben de gittim, sevda da onunla beraber. Bundandır ki ben kimsenin olmasını bilmem o zamandan beri. Kimseyi de kendime yazmam, gördüm, kesildi mi anılar çok canım yanıyor. Aşık olduğum sevgili sözcüğünün yerine koyduğum adamsın sen sevgili, dilim varmıyor kendime adını hapsetmeye. Affet.) Kalbini kırdımsa senin/ bil ki yanına düştüm. Kozalak atılmaması gerektiğini ateşe herkes bilir, bense büyük patlamayı protesto ediyorum kendimce. Bulduğum tüm çamları sarsıyorum, (usulca yapıyorum bunu,biliyorum, kolay değil kendinden bir şeyler kaybetmek) kargalarla anlaşmamız dahilinde bıraktıklarımı saymazsak oldukça yüklü miktarda erzakla ayrılıyorum ormanlardan ve sahil kumlarının üzerinde yakılmış ama her seferinde geç kaldığım için yalnızca karşısına oturup kozaklarımla közlerini eşeleyebildiğim bir eski-ateş başına yığıyorum kendimi. Arpacı kumrusu oluyoruz orda, kozalaklarım ve sabahtan kalma kumdan kalelerle. Gün ağarıyor, ben ağrıyorum. Sonra kalkıp su oluyorum okyanusta ve yunan tanrılarından nefret ediyorum. Prometheus'u arıyorum. Geyikli gecelerde kaçak yaşamaktan müzdaribim. Şiirlerimi çalıp bir köşeye saklayan içsel travmanın kasırgasında fazlaca savruldum ve önce onları sonra da ... yine onları geri istiyorum. İçine taşınmak gibi bir şeydi keşfettiğim ve tohumlarını hala cebimde taşıdığım yeni bir ceviz ağacı dikmeye karar vermiştim aylar önce. Bozguna uğradım. Kolay şey değil bozguna uğramak bilirsin. Çocuğuna istediği oyuncağı alamamak gibi bir sancı baş gösteriyor bozguna uğradığımda.Aklıma suyun intiharı geliyordu hep/ şelale deyince .
Sen sevgili, şarkılardan bahsediyorsun. Ondan da bahsediyorsun benden bahsederken ya da daha da kötüsü dilinin ucundan bile geçmiyorum. El dokuması halıları etli kiraz lekeleriyle beliyorsun. İlmek ilmek sökülüyorum o zaman ve kendimi kime diktireceğimi kestiremiyorum. Aklımı asfalta yatırıp en yakın aracın ezici ağırlığını bekliyorum kirpiklerimde bir dolu sigara yanığıyla.Tahrip ediliyorum ben, sen şarkılardan bahsederken. Kayıp coğrafyalardan kutuplara uzanan bir şey bu bendeki; keşfedilirken sömürülme tehlikesi altında. Mazur gör kafa karışıklığımı. Kendimi sende arıyorum sadece.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder